Kitap İncelemeleriTelevizyon Üzerine

Televizyon Öldüren Eğlence Kitap İncelemesi

Yazar: Neil Postman

Gösteri çağında yaşıyoruz. Neil Postman bu kitabı yazdığında işte tam olarak bunu söylüyor. New York Üniversitesi Kültür ve İletişim Bölümü’nde profesörlük ve bölüm başkanlığı yapan Neil Postman Medya Ekolojisi programının da kurucusudur. Kitabın ilk baskısı 1994 yılında çıkmıştır ve internetin henüz hayata bu kadar girmediği dönemde televizyonun nasıl hayatı değiştirdiğini ve internetin gelmesiyle de büyük evladı oynadığını anlatmaktadır. Yazar, kitabına Huxley ve Orwell söylemleri ile başlamaktadır.

“Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley’in korkusu ise kitapları yasaklamaya gerek duyulmayacağı, çünkü artık kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı şeklindeydi. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan, Huxley pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden, Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. Orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden, Huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek başına iple asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi şeylerle ömür tüketen önemsiz bir kültüre dönüşmemizden korkuyordu.”

Kitabı Huxley’in haklı çıktığını düşünerek yazdığını iddia eden yazar telgrafın icadından önceki döneme ‘yorumlama çağı’ adını vermiştir. Matbaanın icadını çok önemli olarak değerlendirirken insanların okuma alışkanlıklarıyla birlikte bilgi ediniminin ve edinilen bilginin yorumlandığı ve enformasyonun kıymetli olduğu dönemlerden bahsetmektedir. Gazetelerin çıkması ve insanların pek çok şekilde haberlere ulaşabilmesinin sağlanması insanların düşündüğü ve okuduğunu sorguladığı ve bilgi edinmenin değerli olduğu zamanlar… Bu yorumlama çağının söylem pratiklerini ilk etkileyenin telgraf olduğunu iddia eden Postman bunun için epey delil sunmaktadır. Telgrafla birlikte enformasyon bir metaya dönüşmeye başlamıştı çünkü artık gazeteler telgraf sayesinde günlük olarak ve çok uzaklardan haberler alabiliyor ve yayınlayabiliyorlardı. Çok geçmeden suç haberleri ve seks sayfaları gazetelerin sayfalarında yer edinmeye başlamıştı. Artık gazeteler için haberin kalitesi ve yararlılığı değil ne kadar uzaktan ve ne kadar çok haberin ne kadar hızlı olarak iletildiği önemli olmaya başlamıştı. Böylece telgrafla birlikte ilgi, ilgisizliğe dönüşüyordu.

Gösteri Çağı

Televizyonun icadı ile birlikte kamusal söylemin adeta bir evrim geçirdiğini belirtmeye çalışan Postman televizyonun etkilerini her alanda incelemektedir. Televizyonun kamusal söylem için neden bu kadar önemli ve tehlikeli olduğunu anlamakta zorluk çekenler için televizyonun evlerdeki yerinden bahsetmek gerekiyor. Televizyonun çocuklar için öğretmenden önce anne ve babadan sonra eğitimini üstlenen her şeyi ilk öğreten ve kuşkusuz bir çocuğun en yakın yoldaşıdır. Yeni epistomolojinin kumanda merkezidir televizyon Postman’a göre. Her evde bir televizyon olmak zorundadır. İnsanın yaşaması için şart değildir ve yegane enformasyon aracı da değildir. Ancak her evde bir televizyon vardır. En yoksul evlerde bile bulabileceğiniz bir televizyon bulunabilmektedir.

Bireylerin öğretimine öğretmeninden bile önce başlayan ve öğretmenden bile etkili olan bu araç her evde egemenliği ele geçirmiştir. Kamuoyundaki tüm meseleler televizyondan öğrenilir olmuştur artık. Günümüzde internet ve sosyal medyanın etkili bir enformasyon aracına dönüştüğünü söyleyebiliriz. Ancak internet ve bilgisayarlar ya da akıllı cihazlarla ilgili bilgileri yine televizyondan öğreniriz. Tüm sosyal medyayı çalkalayan bir konu televizyonda yer almıştır önce. (Kamusal söylemin kamuoyunda çatlak verdiği kamusal alanın dinamiklerinin yoğun patladığı olaylar –gezi parkı gibi- bunun dışındadır.) İnternette tartışılan bir olaya yön veren ve gündemini belirleyen hala televizyondur.  Bu nedenle televizyonun sosyal medya ve internete rağmen gücü yadsınamaz durumdadır. Yine Gezi Parkı eylemleri sırasında televizyonun nasıl bir otorite taraftarı karşıt bir kanaat yarattığını ve bunu kontrol ettiğini televizyonlardan izledik. Bu nedenle televizyonun gücü sosyal medyaya rağmen hala bakidir. Televizyon sadece en büyük eğitim ve enformasyon aracı değil aynı zamanda bir araç olarak televizyon bilme yollarına ilişkin bilgimizi de yönlendirir.

Televizyon en etkili topluma sesleniş aracıdır. Yani mükemmel bir propaganda aracı olarak televizyon politik açıdan bir öneme sahiptir. Böylece sadece eğitim ve öğretim değil bir enformasyon olarak kamusal söylem her alanda televizyonla birlikte değişime uğrar. Politikacının ne söylediğinden çok nasıl söylediği önemli olmaya başlar. Televizyondaki görüntüler, politikacıların eylemlerinin ve söylemlerinin önüne geçer. Televizyon onları birer çizgi roman kahramanı gibi sunar. Liderler artık televizyonlarda sunulmak üzere her adımı ve söyleyeceği planlanmış, paketlenmiş ambalajlara dönüşmektedirler.

Televizyon akla gelebilecek her alanda bir enformasyon sahibidir. Din, eğitim, aile, politika, kültür, sağlık, ekonomi vb. alanlarda enformasyon sağlar. Ancak televizyonun tehlikeli bir araç olmasının sebebi bize enformasyonu nasıl sağladığıdır. Televizyon gayet eğlenceli bir araçtır. Kanalların bin bir farklı eğlence aracı sunması gibi, ücretli portalların daha fazla eğlence içeriği sunması, oyun kanallarının bile bulunması…  Her şeyi mükemmel görüntü, ses ve içerikle sunar izleyiciye. Problem ise burada başlamaktadır. Televizyonun eğlenceli şeyler sunması değil her şeyi birer eğlence olarak sunmasıdır. İzlenilen haber programının bile bir eğlenceye dönüştüğünü, haber programlarının artık birer eğlence olduğunu söylemek gerekiyor. Politikanın bir futbol fanatizmine dönüşmesinin altında yatanın politika programlarından alınan eğlence ve haz olduğunu bilmek gerekiyor. Şüphe yok ki politika artık bir sorumluluktan çok hobi olarak yapılabiliyor. Tarafını seç ve zekiymiş rolü yaparak fanatizmini sergile kazanan sen ol.

Haber programları eğer gerçekten bir bilgiyi önemseseydi izleyiciye haberi nasıl tüm detaylarıyla sunacağını ve neden-sonuçlarını paylaşırlardı. Ancak televizyon spikerlerinin okuyacakları metinden çok kuaförlerine ve giyimlerine vakit ayırması aslında haberlerin izleyiciyi ekranda tutma yarışı olmasından ibaret olduğunun bir göstergesidir. Haber programları bir eğitim değil eğlenme çerçevesi sunar. Bir cinayet haberini sunarken izlenilen güzel spiker kamerada tüm kusursuzluğuyla cinayeti anlatır. Televizyon haberleri sürekli vahşice ve ciddiyeti düşünüldüğünde aylarca uyuyamayacakları haberleri izleyiciye aktarır. Ancak ciddiye ne kadar alındıkları da yine televizyonun nasıl bir eğlence aracı olduğuyla ilgilidir. İnsanlar televizyonda haberi izlerken bile eğlenmeyi umarlar. Öyle ya önemli haberler verilirken haberlerin müzikle başlaması ve müzikle bitmesi çok önemli ve toplumu ilgilendiren bir haberin ardından renkli ve eğlenceli, müziklerle dolu reklamların gelmesi haberin içeriğini ne kadar önemli tutabilir. Haberin tüm içeriği televizyonun cümbüşü içinde kaybolur. Geriye ise sadece eğitim programlarından ve haberlerden bile eğlence sunan bir teknoloji kalır. Televizyon her şeyi eğlenceye dönüştürdüğünde insanların birbiriyle iletişimi de birbirleri ile olan imaj yarışından ibaret olmaya başlar. Televizyonlardaki tüm uzmanlar (doktorlar, hakimler, savcılar, din adamları, politikacılar…) kendi disiplin alanlarını karşılamak yerine şovmenliğin gerektirdiği gibi davranışlar sergilemektedirler ve bunun için çabalamaktadırlar.

Ve şimdi de… Bu söylem haber spikerlerinin en sık kullandığı ve aslında algı yönetiminin haberlerde ve televizyon programlarında nasıl kullanıldığıyla ilgili dilsel bir göstergedir. Televizyon, izleyicinin algısını eğlendirerek yönlendirir. Sonuç olarak duyarsız, toplumsal olayları önemsemeyen ya da hemen unutabilen bireylere dönüşürler. Haber spikeri korkunç bir tecavüz silsilesi haberi ya da kadın cinayeti haberi verdikten sonra “Ve şimdi de…” diyerek izleyicinin algısına hükmeder. Bir önceki haberi izleyicinin yeterince düşündüğünü şimdi zihnini temizleyip yeni habere odaklanması için hazırlanması konusunda ön uyarı gibidir. Böylece haberler sunulup biterler ve izleyici haberleri izledikten sonra hiçbir şey düşünmez. Haberler, izleyicinin sadece izleyip görmesini ama düşünmemesini sağlar. Reklamlar, güzel muhabirler ve spikerler, gösterişli haber sahnesi ve açılış kapanış müziği ile haberler sunulup biter. Televizyon programları ise reyting için bundan çok daha renkli ve eğlencelidir. Bu programlardan öğrenebileceğiniz hiçbir şey yoktur.

1 2Sonraki sayfa
Tagler

Sercan Ceyhan

Çukurova Üniversitesi İletişim Bilimleri'nden mezun olup hayaller peşinde koşan oyun çağını atlatamamış ve büyümekten korkan bir çocuk. Kalemimiz bu dünyayı güzel kılacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı