DosyalarSağlık İletişimi

Sünnet, Çocuk İstismarıdır

Sünnet bazı yerlerde ve toplumlarda bir gelenek olarak yapılan bazı yerlerde ise isteğe göre yapılan bir eylemdir. Sünnetin gelenek olduğu toplumlarda küçük yaştaki çocuklar aileleri tarafından sünnet ettirilmektedirler. Sünneti dini verilere dayandıranlar ve tıbben sünnetin hijyeni sağladığı ve bulaşıcı hastalıklara karşı önlem olduğunu söyleyenler bulunmaktadır. Bu yazı bilimsel pek çok makalenin ve doktorların yorumlarının derlenmesiyle oluşmuştur.

Sünnet Nedir?

Tanımsal olarak sünnet (circumcision), sadece erkekler için tanımlanmaktadır ve penisin ucunda bulunan prepucium (ön deri) olarak adlandırılan deri parçasının cerrahi olarak kesilerek alınması anlamına gelmektedir. Aslında “sünnet” kelimesi İslami literatür sayesinde Türkçeye kazandırılmış bir kelimedir. Bu deri parçasının alınması, İngilizcede (yukarıda da verdiğimiz gibi) “sirkümzasyon” olarak anılmaktadır. Penis üzerindeki bu derinin alınması, penis başı olarak bilinen glans bölgesinin erekte olmayan halde de görünür olmasını sağlar. Yapılan araştırmalarda cinsel aktiviteyi kısıtlatacak  herhangi bir etkisi olduğu tespit edilememiştir. Ancak, 1970’lere kadar bile, önde gelen Amerikan tıbbi ders kitapları, mastürbasyonu önlemenin bir yöntemi olarak sünneti savunuyordu. Yine de sünnet cinsel aktiviteyi kısıtlamasa bile alınan zevki azaltmaktadır.

Kimi zaman dişilerin de sünnet edildiği görülmektedir. Buna, tıbbi terminolojide dişi genital mutilasyonu (hasarlanması) denmektedir. Erkeklerden farklı olarak, kadınların “sünnet”inde cinsel faaliyet ciddi miktarda etkilenmektedir. Temel olarak 3 tip dişi sünneti bulunmaktadır. Bunlardan birinde klitoral zırh (clitoral hood) olarak bilinen ve cinsel faaliyetlerde çok önemli rolü bulunan klitoris yapısını koruyan deri grubu kesilir. İkinci bir tipte sadece deri değil, aynı zamanda klitorisin tamamı ve hatta iç yanaklar (labia minora) olarak bilinen yapının tamamı kesilir. Üçüncü bir tipte ise ikinci tipteki tüm yapılarla birlikte dış yanaklar (labia majora) olarak bilinen parçalar da alınır ve sadece adet döneminde kanın ve normal zamanlarda idrarın çıkabilmesi için küçük bir delik bırakılır. Tüm bunların temel amacı, dişinin cinsel faaliyetlerini sınırlandırmaktır. Belirttiğimiz gibi, erkekten farklı olarak bu yapılardan herhangi birinin alınması, cinsel faaliyetin başarısını ve zevkini çok ciddi oranda kısıtlamaktadır. Burada önemli olan, dişilerin bu yapılarının alınmasının tıbbi bir amacı olmamasıdır. Yani sadece dişi bireylerin cinsel hazzının önüne geçilmesi ve evcilleştirilmesi, şehvete kucak açamaması ve erkekleri arzulamaması üzerine çeşitli inançlar ve dini inançlar dişilerinde sünnet edilmesini sağlamaktadırlar.

Sünnetin Tarihçesi

 İlk olarak, sünnet kavramı çok eski zamanlara kadar gitmektedir, öyle ki Antik Mısır mezarlarından çıkan bedenlerin bazılarının sünnet edildiği görülmektedir. Hatta duvar resimlerinde bile sünnet ritüeline ait çizimler görülmektedir. Günümüzde, sünnetin uygulanmasının ana sebebi dini inançlardır. Musevilikte erkeklerin sünnet edilmesinin bir yasa olduğuna inanılmaktadır. İslam’da, Kuran’da bahsedilmiyor olsa bile erkek sünnetinin yapılması bir “sünnet” olarak görülmektedir (bu yüzden “sünnet” kelimesi bilimsel bir terim değildir, Kuran içerisinde bulunmayan ancak İslam peygamberinin doğru bulduğu ve yapılmasını tembihlediği davranışların genel adıdır). Afrika’da bulunan bazı Hristiyan kiliseleri de sünneti bir gelenek olarak uygulamaktadırlar.

En son sünnetin kanseri ve cinsel yolla bulaşan hastalıkları engellediği iddiası tamamen çürütüldüğüne göre, sünnetçiler hiç şüphesiz yenilerini bulacaklardır. Eğer sünnetçiler gerçekten sadece tıbbi-gerekçelerle hareket ediyor olsalardı, bu uygulamanın kafatası delme, hadım etme, ve sülükle kan çekme ile birlikte çoktan tarih olması gerekirdi.

Sünnetin ABD’de başlaması, birkaç Amerikalı doktorun mastürbasyon yapan çocukları cezalandırmak için sünnet etmesi ile, Viktorya Döneminin mastürbasyon histerisi sırasında olur. Viktorya döneminin doktorları sünnetin penisi hissizleştirdiğini, mahrum ve etkisiz bıraktığını çok iyi biliyordu. Ne var ki çok geçmeden sünnetin sarayı, felci, tutulmaları, elephantiasisı, veremi, ekzemayı, yatak-ıslatmayı, kalça çıkığını, ıslak rüyaları, siğilleri, baş ağrısını, tedirginliği, histeriyi, göz bozukluğunu, aptallığı, geri zekalılığı, ve deliliği tedavi ettiğini ileri süreceklerdi.

“Sünnet, cinsel içgüdüyü azaltacak ve mastürbasyonu önleyecektir.” iddiasında bulunan hekimlerin aksine sünnetin cinsel tatmini kesin olarak azaltırken, mastürbasyonu önlediğine ya da cinsel içgüdüyü azalttığına dair hiçbir kanıt yoktur. Kaldı ki, bunların her ikisi de sakıncalı olgular değil, doğal insani içgüdülerdir.

Ayrıca, sünnet olmamış Avrupalı erkeklerin %1’inden azı daha sonraki hayatlarında buna ihtiyaç duyarlar, aynı zamanda Amerikalı sünnetli erkeklerden daha düşük penis kanseri, AIDS, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar oranına sahiptirler.

Sünnetin Faydaları Üzerine Tartışmalar

Normalde sünnet, tıbbi olarak bazı hastalıkların tedavisi olarak uygulanmaktadır. Fimoz (penisin ereksiyon sonrası tamamen deri içerisine çekilememe hastalığı), balanit (penis iltihabı), postit (ön deri iltihabı) ve bazı idrar yolu iltihapları bu hastalıklara örnek olarak gösterilebilir. Yani bu ve benzeri hastalıklar ortaya çıktığında, tedavi olarak kimi zaman penis ucundaki derinin kesilmesi gerekebilmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, bu hastalıkların oluşması sonrasında bu derinin alınmasıdır. Bu tıpkı kangren olmuş bir kolun kesilmesine benzer. Bu hastalıkları önlemek amacıyla sünnet olunması, ileride kangren olabilir diye kol kesmeye benzemektedir.

Fakat sünnetin bazı önleyici etkileri olduğuna dair, göz ardı edilemeyecek kadar güçlü veriler de bulunmaktadır. Bunların başında da Dünya Sağlık Örgütü tarafından tespit edilip onaylanmış olan bir araştırma bulunmaktadır: Afrika’da yapılan araştırmada sünnetli erkeklerin sünnetsizlere göre %38-66 arası daha az HIV (AIDS virüsü) kaptığı tespit edilmiştir. Bu tespitin ardından Dünya Sağlık Örgütü sünnetin özellikle HIV geçişinin yoğun olduğu bölgelerde bir önlem aracı olarak uygulanması önerisini ileri sürmüştür. Fakat Dünya Sağlık Örgütü, aynı raporunda sünnetin HIV’i önlemede sadece kısmi bir etkisi olduğunu, dolayısıyla diğer mücadele yöntemlerinin önüne asla geçemeyeceğini de belirtmektedir.

Bir diğer çalışma, sünnetli erkeklerin penis kanserine yakalanma riskini azalttığını ileri sürmektedir. Yapılan istatistiki araştırmaya Dünya çapında birçok tepki gelmiştir. Bunların en önemlisi, araştırmayı tekrar eden bilim insanlarının aynı sonuca ulaşamaması olmuştur. Bir pediyatrist olan Dr. Van Howe, “Zaten bir erkeğin üzerine yıldırım düşme ihtimali, penis kanserine yakalanma ihtimalinden çok daha yüksektir.”  Zaten istatistiki olarak baktığımızda, neredeyse hiçbir erkeğin sünnet olmadığı Japonya, Norveç, Finlandiya ve Danimarka’nın toplamındaki penis kanseri vakası sayısı, içerisinde büyük miktarda sünnetli barındıran sadece Amerika Birleşik Devletleri’ndeki penis kanseri vakası sayısından daha azdır.

1 2Sonraki sayfa
Tagler

Sercan Ceyhan

Çukurova Üniversitesi İletişim Bilimleri'nden mezun olup hayaller peşinde koşan oyun çağını atlatamamış ve büyümekten korkan bir çocuk. Kalemimiz bu dünyayı güzel kılacaktır.

İlgili İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı