DijitalSosyal Medya

Sosyal Medya Bir Kamusal Alan mıdır?

Sosyal medya artık çoğu insanın hayatında yer edinmeye başladı. Özellikle daha genç ve bilgin kullanıcısının yanı sıra artık her kesimden ve her yaştan insanın elinin altına giren genç bir alternatif mecra, sosyal medya.

Sosyal medyanın bir alternatif medya olduğunu biliyoruz. Klasik medyanın yanı sıra daha özgür, sansürsüz, okurun aynı zamanda yazara dönüştüğü bir alan. Kitleler haber edinme ve haber verme eylemlerini aynı anda sağlayabiliyorlar. Bir tartışmaya da katılabiliyor ve böylece kendi görüşlerini sunabiliyorlar. Sonuç olarak sosyal medya bilgi alışverişini artırırken toplumsal farkındalığı da artırıp kişileri sanal ortamda bir araya getirip örgütlenmelerini sağlayabiliyor. Arap baharı gibi olaylarda sosyal medyanın kişileri bir araya getirmekte ve örgütlenmelerinde nasıl bir güç olduğunu görmüş olduk.

Bu durumda akıllara bir soru gelmeye başladı, sosyal medya bir kamusal alan mıdır?

Kamusal Alan Nedir?

Jürgen Habermas’ın “Kamusallığın Yapısal Dönüşümü” (Strukturwandel der Öffentlichkeit, 1962) kitabında ‘kamusal alan’, en basite indirgenmiş anlamıyla “Toplumsal yaşamımız içinde, kamuoyuna benzer bir şeyin oluşturulabildiği bir alanı” ifade eder.

Kamusal alan,  toplumun ortak yararını belirlemeye ve gerçekleştirmeye yönelik düşünce, söylem ve eylemlerin üretildiği ve geliştirildiği ortak toplumsal etkinlik alanıdır. Evin ve kamu daireleri dışındaki herkesin girişine ve katılımına açık bir ortak alandır.

Sosyal medya için tekrar düşünecek olursak, bu alanda hızlı bir biçimde kamuoyu oluşturabiliyoruz. Medya patronlarının ya da kanaat önderlerinin sansürü olmaksızın bilgi sosyal medya da özgürce yayılabiliyor ve bir kamuoyu oluşturabiliyor. Üstelik herkesin katılımına açık ve herkesin fikir beyan etmesine imkan sağlayan özgürce herkesin konuşabildiği bir alandır. İşte bu da sosyal medyanın bir kamusal alan olup olmadığı tartışmalarını alevlendiriyor.

Suskunluk Sarmalı da Kırılıyor

Elizabeth Noelle Neumann’ın ‘Suskunluk Sarmalı’ kuramına göre bireyler toplum içinde fikirlerini özgürce beyan etme korkusu yaşarlar. Buna en büyük etken dışlanma korkusudur. Bireyler, bulundukları topluluk başka bir düşünceyi savunuyorsa o topluluk tarafından dışlanmaktan çekindikleri için fikirlerini söylemektense susmayı tercih ederler.

Ancak, sosyal medyaya katılım ile aynı fikre sahip insanlar bir araya geldiklerinde aslında yalnız olmadıklarını ve örgütlenebildiklerini gördüklerinde harekete geçebiliyorlar. Gezi Parkı eylemleri sürecinde de binlerce insan yine sosyal medya aracılığı ile örgütlenmişlerdi. Sosyal medya ile kitleler yalnız olmadıklarını ve ses çıkarabileceklerini anladıklarında bir araya gelmişler örgütlenmişler ve günlerce sürecek bir Gezi Parkı eylemi sürecini de başlatmışlardı.

Ayrıca bu yeni alana o süreç boyunca hiçbir sansürleme yapılamadı, bazı sosyal medya mecraları engellense de DNS ile herkes kullanmaya devam etti  ve  insanlar fikirlerini özgürce beyan etti ve isteyen herkes katılım sağladı.

Bunlar Kamusal Alan Demek İçin Yeterli Değil

Ancak yine de kamusal alan demek için eksik kalan faktörler var. Bireyler sosyal medyada bir araya gelip örgütlenebilseler ve fikir beyan edebilseler de  bunu söyleme dönüştürdükleri ve eyleme geçtikleri yer yine meydanlar, cadde ve sokaklar oluyor. Yani sosyal medya bu imkanı sağlayamıyor. Bireyler sosyal medyadan örgütlendikten sonra yine fiziksel ortamlara akın ediyorlar. Bu fiziksel mekanlar kamusal alandır.

Yine kamusal alanın tanımına baktığımız zaman kamusal alana herkesin girebilmesi ve bulunabilmesi gerekiyor. Ancak internet yoksa veya internete bağlanacak aracımız yoksa o an sosyal medyaya erişemiyoruz. Bir internet kesintisi, elektrik kesintisi ya da o an sosyal medyaya ulaşacak cihazımızın olmayışı bizi bu alan girmekten mahrum bırakıyor. Bu da sosyal medyanın kamusal alan olarak değerlendirilmesi açısından çok tartışmalı bir durum. Yine kamusal alan için bir fiziksel mekandan söz edildiği sürece sosyal medyaya kamusal alan diyemeyiz. Zira bireyler sosyal medyadan harekete geçse dahi bir sonraki hamleleri dışarı çıkmak ve fiziksel olarak bildiğimiz kamusal alanlara katılmak oluyor. Bu durumda sosyal medyanın tek başına bir kamusal alan olduğundan söz etmek oldukça zor henüz

Ayrıca sosyal medyanın her ne kadar herkesin katılımına açık olduğunu bilsek de birer yöneticileri bulunmakta. Bu nedenle farklı bir sosyal medya politikasının bulunduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Sosyal medyanın kamusallığı ya da bu mecralardaki özgürlüklerimiz aslında yöneticilerin politikalarına da bağlı durumda. Oysa kamusal alanın en basit tanımına bile bakacak olursak sosyal medyaya böyle bir alan gözüyle bakmak sakıncalı bir durum ve sosyal medyanın kamusallığından bahsetmekte tartışılabilir.

Ancak sosyal medyanın evrimleşmesi ve otoritelerin ve kanaat önderlerinin bu alana akın etmesiyle birlikte nasıl bir ortama dönüşeceğini ileride göreceğiz. Yakın zamana kadar  kadar otoriteler ve kanaat önderleri tarafından fark edilmeyen sosyal medyanın bu gücünün farkına varılmaya başlanmış durumda.

Tagler

Sercan Ceyhan

Çukurova Üniversitesi İletişim Bilimleri'nden mezun olup hayaller peşinde koşan oyun çağını atlatamamış ve büyümekten korkan bir çocuk. Kalemimiz bu dünyayı güzel kılacaktır.

İlgili İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı