DijitalİnternetSosyal Medya

Gölge Hesaplar ve İnternetin Veri Toplama Mantığı

İnternet bugün her birimizin hayatında önemli bir kullanım alanına sahiptir. Bir zamanlar televizyon için yapılan istatistik çalışmaları bugün gelişerek internet için yapılmaya başlandı. Yapılan araştırmalarda hangi ülke, hangi yaş grupları günde kaç saat internet kullanıyor, günde kaç saat sosyal medya mecralarında vakit geçiriyor gibi birçok analizler yapılmaktadır.

İnternette attığımız her adımın birer veriye dönüştürülüp saklandığını her birimiz biliyoruz. Hatta bu konu hakkında yapılan araştırmalarda çığ gibi büyümektedir. Google, Youtube, Facebook, Twitter, Tumblr, hatta Onedio gibi pek çok portal kullanıcı bilgilerini toplamaktadır. Üstelik bu gizli yapılan bir sistem değildir. Şirketler bunu çok karışık algoritmalarla kullanıcının kendisi için topladıklarını söylemektedirler. Çoğu insan için bu da endişe verici olmakla birlikte birde gizliden toplanan çok daha büyük verilerin olduğu da bilinmektedir.

İnternet Verilerimizi Topluyor

Bunu yazarken kendimi panoptikonu düşünmekten alıkoyamıyorum. Jeremy Bentham’ın 1785 yılında tasarladığı hapishane modelidir panoptikon. Şimdi ise internet bu gözetimi mümkün kılıyor, gözetliyor ve biz bizi gözetleyeni göremiyoruz. Mahremiyetimiz artık sadece birer veri. Dikizleme ise her yerde.

İnternet, surf yaparken girdiğimiz her bir entry’i topluyor. Yıl içinde en çok hangi kelimeyi araştırdığımızı, en çok hangi sitelere hangi kategorilerdeki sitelere yöneldiğimizi tek tek analiz ediyor. Google bunu en ince ayrıntısına kadar izlemek için çaba harcıyor. Örneğin yılın en çok aranan kelimesi, ünlüsü, filmi vs. bilgiler hep bu analizlerin birer sonucudur. Ya da bir araba markasının web sitesini ziyaret ettiğinizde girdiğiniz her sitede reklamlar bölümünde araba reklamları görmeniz sizin bu bilgilerinizin indekslenmesi sonucudur.

Şirketler bu bilgileri sadece kullanıcıya daha iyi hizmet sunabilmek için yaptığını söyleseler de burada toplum ve birey hakkında birçok çıkarım yapılabilecek ve mahremiyeti tamamen yok edecek tonlarca bilgiden söz edilmektedir. Örneğin Google girdiğiniz web siteleri ve anahtar kelimeleri size özel kişisel arama sayfaları çıkarabilmek ve yönlendirici bağlantılar ile hayatınızı kolaylaştırdığını iddia ederek bilgi toplamaktadır. (Buna bakanlar bu ürünleri de ziyaret etti vb.) Bir başka şekilde bunu Youtube bile yapıyor.

Facebook’un onur yürüyüşleri sırasında profilini gökkuşağı yapma uygulamasından sonra bununla ilgili Facebook’un veriler topladığını Habermas’ın kendisi söylemiştir. Kimler profilini gökkuşağı yaptılar? Kimin kaç arkadaşı gökkuşağı yaptı? Kim kaç arkadaşında gördükten sonra profilini gökkuşağı yapmaya karar verdi? Hangi ülkede kaç kişi yaptı? Bunu yapanların cinsiyet ve yaş oranları nelerdir?  gibi pek çok soruyu raporlayabilecek bir algoritma olduğundan söz edildi. Veri toplama manyaklığının en uç noktası, “Kim kaç arkadaşından gördükten sonra uygulama ile profilini gökkuşağı yaptı?” sorusu oldu. Facebook uygulama ile profilini gökkuşağı yapan herkesin profil resmini arkadaşlarının ana sayfasında üst sıralarda yayınlıyordu. Böylece görülmesi ve buna karşı geliştirilen tepkilerde istatistiğe dökülebildi. Bu durumdan kişinin kaç arkadaşı profilini gökkuşağı yaptı? Kişi kaç kişiden gördükten sonra gökkuşağı yapma eğiliminde bulundu? Kaç kişi Facebook’ta profilini gökkuşağı yaptıktan sonra içinde “lgbt” terimi içeren sayfalara yöneldi?

Facebook bu ve bunun gibi pek çok bilgiyi topluyor ve bunların bazılarını kendilerini geliştirmeye yönelik algoritmalar üzerinde deneysel çalışmalarda kullanmaktadırlar. Facebook’un bu tür sosyolojik deneylerden çok hoşlandığı bilgisayar dünyası tarafından bilinen bir şeydir.

Aynı şeklide son dönemleri popüler portalı olan Onedio’nun bile Türkiye’de çok büyük veri toplayabilme potansiyeli vardır ve bu konu çok karanlıktadır. Kullanıcı olarak ya da olmayarak yaptığınız pek çok ankete verdiğiniz bilgiler saklanabilir, gruplanabilir ve hakkınızda veriler elde edilebilir durumdadır.

Gölge Profiller

Bazı kişilerse hiçbir portala üye olmadan hakkında veriler toplanamayacağını düşünmektedirler.(Facebook, Twitter, Instagram, Google, Yahoo…) İşte bu da çok yanlış! Çünkü hiçbir sosyal medya portalına üye olmasanız ve hiç sitesine girmeseniz bile tüm bu portallar hakkınızda bilgi sahibi olabilir.

Aslında çok basit. Tüm portallara üye olurken cep telefonu numaramızı, e-mail adresimizi vb. bilgileri veriyoruz. Yine tüm bu uygulamaları akıllı cihazımıza kurarken bizden galariye, rehbere vb. bakmak için izin istiyor. Bunların çoğu okumadan kabul ettiğimiz izinlerdir. Facebook üzerinden anlatacak olursak X kişisinin Facebook’u olmasın. Ancak X kişisinin arkadaşı olan Y, Z ve Q kişisinin Facebook hesapları varsa bunların her birinin facebookta numaraları ve e-postaları var demektir. Facebook her birinin rehberinden ve e-mail arkadaşlarından X kişisini bularak X kişisinin arkadaşları aracılığıyla X kişisi hakkında az çok fikir sahibi olabilir. İşte biz bu varsayımsal profile ‘gölge profil’ demekteyiz. Facebook kullanmadan ya da herhangi bir sosyal medya hesabı kullanmadan bile kullanan çevre aracılığıyla kullanmayanın varlığından haberdar olunup hatta arkadaşlarının bilgileri ile kendisi hakkında çıkarımda bulunuluyor. Bu da internetin veri toplama çılgınlığının ürpertici bir yanı olsa gerek. Buradan çıkarılabilecek en büyük sonuç, internetin gücünün ne kadar sınır tanımaz ve muazzam olmasıyla birlikte tehlikelerinin de ne kadar ürpertici olduğudur.

Tagler

Sercan Ceyhan

Çukurova Üniversitesi İletişim Bilimleri'nden mezun olup hayaller peşinde koşan oyun çağını atlatamamış ve büyümekten korkan bir çocuk. Kalemimiz bu dünyayı güzel kılacaktır.

İlgili İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı